ÇOCUKLARDA STRES
Stres huzurlu ve rahat olmama,sürekli gerilim halinde olmak demektir ki,aslında günümüz insanının en büyük sorunlarından bir tanesidir. Dolayısıyla stres sadece günümüz çocuklarının sorunu değil, genel anlamda tüm insanların sorunudur aynı zamanda. Anne babaların,çocuğun çevresinde yaşadığı insanların stresli olduğu bir ortamda çocuğun zaten huzurlu ve rahat olmasını beklemek mümkün değildir. Bunun yanında çocuğun doğası gereği yapması gereken işleri rahat yapamaması,sağlıklı ruhsal gelişimini oluşturan temel öğelerden yoksun yetişmesi,çocuğun gerginliğini daha da fazla arttırmaktadır. Modern yaşamla birlikte aslında çocuklar kendi içersinde fazlaca sınırlanmaya başlarlar.Çocuk doğası gereği hareketli,heyecanlı,sınırsız hayal gücüne sahip arkadaşlarıyla birlikte olmayı seven bir yapıya sahiptir. Ancak büyük şehirlerde,çocuğun bu doğal ihtiyaçlarını karşılayacak gerek ortamı bulması,gerekse çocuğun bu vakti bulması neredeyse mümkün değildir. İç dünyasındaki enerjiyi boşaltamamış, çevresiyle sağlıklı ilişkiler kuramamış, oyunla doyuma ulaşamamış bir çocuğun mutlu olması beklenemez. Mutlu olmayan çocukta,davranışlarında agresif ve öfkeli, ilişkilerinde kırıcı ve tutarsız, duygusal alanda da yoğun kaygı ve mutsuzluk içinde olabilir. Aslında bizler çocuğu mutlu edebilmek için elimizden gelen tüm gayreti göstermemize rağmen,çocuklarımızın hala mutsuz gergin ve huzursuz olduğunu görüyorsak bunun nedenlerini araştırmak zorundayız. Modern yaşamın çocuğa sunduğu temel sıkıntıların başında,monotonluk gelmektedir. Çocuk gerek yaşadığı çevre açısından gerekse zamanı değerlendirme açısından modern hayatında çok ciddi monotonluk içersindedir. Oynadığı oyunlar, kurduğu arkadaşlılar ve ilgi alanlarının sınırlılığı ve özellikle elektronik sanal dünyanın çocuğun duygularının içine girmesi ile birlikte,çocuk aslında kendi içinde var olan derinliklere inmekten ziyade,daha yüzeysel daha sanal ortama çekilmektedir. Çevresinde sağlıklı arkadaşlar bulamayan ve arkadaşlık kuramayan bir çocuk,bilgisayarı ve bilgisayardaki arkadaşlıkları kendisine bir çare olarak bulmakta ve dolayısıyla kendi içinde aslında bilgisayar ile birlikte yalnızlığı pekişmektedir. Diğer taraftan çocuğun eğitim hayatı aşaması ile birlikte, özellikle ailelerin çocuktan beklentilerinin tek taraflı olması,yani bir çok annenin çocuğun sadece öğrenmesiyle ilgilenmesi, ruhsal gelişiminin diğer alanlarıyla ilgilenmemesi ve çocuğu eğitimde hedefe kitleyerek,sadece akademik öğrenmeyi ön plana alarak,çocuğu gereğinden fazla zorlaması ve çocuğun diğer duygusal ihtiyaçlarının geri plana atılması da önemli stres kaynaklarının başında gelmektedir. Modern yaşamın getirdiği bir çok kolaylıklar ve belkide sınırsız hayal gücünün oluşturduğu elektronik dünyanın getirdiği eğlenceler,çocuğun hayatında aslında bir anlamda olmazsa olmaz doğallığı yok etti. Çocukların en büyük ruhsal beslenme kaynağı olan oyun ve arkadaş ilişkileri çocuklarında adeta yalnızlaşmasıyla geri plana atıldı. Çocuklar arkadaşlar yerine televizyon,bilgisayar ve elektronik aletleri kullanmaya başladılar. Arkadaşları yerine bu aletleri koydular. Aslında burada ailelerde biraz kolayı seçti.Şehir hayatında sosyal ilişkilerin azlığı ve bu azlığı gidermek için ailelerin çaba göstermemeleri,çocuğun problem olarak ortalıkta dolaşması ve sorun çıkarması yerine bilgisayarın karşısında ve televizyonun karşısında vakit geçirme kolaylığını aile tercih etti. Aslında hiçbir çocuk televizyonu, bilgisayarı ve sanal oyunları arkadaşlarıyla oynamaya,arkadaşlarıyla birlikte olmaya tercih etmez. Ancak yaşıtlarıyla birlikte olmayan, yaşıtlarıyla bir şeyler paylaşamayan, yaşıtlarıyla vakit geçiremeyen çocuklarında adeta bütün elektronik aletler dışında alternatifleri de nerdeyse kalmıyor. Bugün anne babalar,çocuklarının okul öncesi dönemde eğer yuvaya da gitmiyorlarsa,önemli bir kısım bu şehirde nerdeyse hiç çocuk görmeden yetiştiğini söylemektedir. Bu aslında iç karartıcı bir durum,çünkü 3 yaşından itibaren çocuk etrafında kendisi gibi oynayan, kendisi gibi hareket eden kendisi gibi enerjik çocuklar ister. Bunlarla kurduğu ilişki,çocuğun ruhsal gelişiminde,kişilik gelişiminde ve sosyal gelişiminde çok önemli rol oynar. Aslında okulla beraber her ne kadar bu arkadaşlıkların geliştiğini görsek de sadece okul arkadaşlarının olması sosyal gelişimi açısında yeterli değildir. Çünkü okulda kısa tenefüslerin haricinde birlikte olacakları, eğlenerek oynayarak vakit geçirecekleri zaman dilimleri çok azdır. Bu nedenle,gerek okul öncesi dönemde gerek okul döneminde anne babaların çocuklarının arkadaş ilişkilerini geliştirebilmek için bir takım alternatif yollar bulmaları şarttır. Burada anne babaların, iş yoğunluklarını bahane etmek gibi bir lüksleri yoktur. Bizler çocuğumuzun,çocuklarla birlikte olabilmesi için her türlü ortamı hazırlamaya mecburuz. Eskiden var olan,o hoş komşu akraba eş dost ve arkadaş ziyaretlerinin bu gün gündemde olmaması çocuklarımızın da yaşıtlarıyla beraber olma ihtimalini oldukça azaltmaktadır. Bu yüzden özellikle anne baba olarak bizler,kendi çevremizdeki arkadaşlarla daha sık birlikte olarak çocuklarımızın da birlikte vakit geçirmesini birlikte paylaşmalarını birlikte öğrenme ve eğlenmelerini sağlamamız gerekir. Büyük şehirlerde çocuklarımızın enerjilerini sağlıklı olarak boşaltabilecekleri alanların oldukça az sayıda ve sınırlı olması hatta bırakın oyun alanlarını, çocukların oynayabilecekleri boş arsa dahi bulamamaları çocukların eve hapis olmasına neden olmaktadır. Diğer taraftan sokaktaki bir takım tehlikelerden çekinen anne babalar,haklı gerekçelerle çocuklarının sokağa çıkmalarına,orda arkadaşlık kurmalarına izin vermeyebilirler.Böyle bir durumda çocuğun sadece evde olması ve çocuğun evde büyüklerle yaşamasını beklemek çocuğa yapacağımız en büyük haksızlıktır. Çocuklarımızın hem yaşıtlarıyla birlikte olabilmeleri hem de enerjilerini sağlıklı boşaltabilmeleri için mutlaka spor yapmaları gerekir. Artık günümüzde böyle sporların daha kontrollü daha organize bir şekilde yapıldığı kurslar ve spor klüpleri mevcuttur. Aileler mutlaka fedakarlıkta bulunup hiç olmazsa hafta sonları çocuklarının böyle bir faaliyete katılmasına yönelik çaba sarf etmeliler. Bu tür grup etkinlikleri çocuğun sosyal özgüveninin kazanmasına da büyük katkı sağlayacaktır. Diğer taraftan,anne babaların gerginlikleri de direk olarak çocuğun yüzüne yansır. İş stresiyle eve gelen anne babalar,çocuklarıyla ya vakit geçirmemekte yada geçirdikleri vakitte sabırsız tahammülsüz davranabilmekte çocuğun ihtiyacı olan gerekli ilgiyi kaliteli bir şekilde göstermeyebilmektedirler. Oysa zaten oldukça kısa bir süre bizimle olan çocuğumuzla,olabildiğince anlayışlı ve sabırlı bir ilişki modeli geliştirmemiz gerekir. Erken dönemde çocuktaki mutsuzlukların en önemli nedenleri, ailenin tutum ve davranışlarından yada aile içinde dinamiklerden kaynaklanmaktadır. Anne ve babanın mutsuzluğu direk çocuğa yansıyarak,çocuğu da mutsuz ve gergin kılar. Modern yaşamla birlikte doğallıktan oldukça uzaklaşan insanoğlu,bu hayatın içersinde kendini mutlu kılacak bir takım ekstra çabalar ve alternatifler bulmak durumundadır. Dolayısıyla çocuklarımıza bu ekstra alternatifleri göstererek stresle başa çıkmanın mutlu ve rahat olabilmenin yolları öğretilebilir. Burada en önemli olan,hayatı tek düzelikten kurtarmaktadır. Ev içersinde ve ev dışında yapabileceğiniz çok minik değişiklikler ve farklı arayışlar çocuğun ve bizim hayatımıza yeni anlamlar kazandırabilir. Çocuklarımızı, şehir hayatının gerginliğinden huzursuzluğundan ve stresinden uzat tutabilmek için,onları sık sık arkadaşlarıyla sağlıklı iletişimler kurabileceği ortamlarda birlikte olmalarını sağlamalıyız. Eğlenceli,enerjilerini boşaltabilecekleri etkinliklerle iç içe olmalarını sağlamalıyız. Onlara tabiatı tanıtıp tabiatın güzelliklerini öğretip, tabiatın içersinde olmalarını sağlamaya çalışmalıyız. Ruhlarını dinlendirebilecekleri,yaparken zevk aldıkları bir takım sanatsal faaliyetlerle iç içe olmalarına yardımcı olmalıyız.
Kaynak : www.mucahitozturk.com